| | Üretsiz Blog oluştur

SentenceD

SentenceD

Bazen en olmadık zamanlarda en olmadık duygularınıza dokunabilen bazen dokunmakla kalmayıp dokunduğu yeri tarumar eden katillerden oluşan bu topluluk 1989 yılında Miika Tenkula, Sami Lopakka ve Vesa Ranta oluşan kadrosuyla müzikal yolculuğuna başladı. O günlerde Avrupa death metal ile kaynıyordu. Bu adamlarda yaşadıkları soğuk şehir Oulu'yu death metal ateşi ile ısıtma konusunda gayet kararlılardı. Fakat ilk demoları "When Death Joins Us..." (1990) dan itibaren bir şey kendini belli etmeye başlamıştı. Sentenced ne kadar sert müzik yaparsa yapsın hiç bir yeri ısıtamazdı. Sadece soğutabilirdi.



Bu demonun kaydedilmesinin hemen ardından soğuk ülkenin depresif adamlarının arasına gelmiş geçmiş en iyi vokalistlerden biri olan Taneli Jarva katıldı (kendisi şu anda The Black League ve Chaos Breed'e vokal yapmakta). Hem vokalleri hemde bass gitarı üstlenen Taneli zaten daha önceden de arkadaş olduğu adamların ruh hali iyi biliyordu. Hatta kendiside o ruh haliyle yaşamaya (ya da hayatta kalmaya) çalışıyordu bu yüzden gruba kolayca uyum sağlamıştı. Artık grup için büyük adımlar atma vakti gelmişti. Grup fransız bir firma ile anlaşıp ilk albümleri "Shadows of the Past" için 1991 yılında stüdyoya girdi.

Kayıtları Tica-Tico Studio'da yapılan "Shadows of the Past" ile grup yavaş yavaş önce kendi ülkelerindeki adından da tüm Avrupa'daki extreme metal dinleyicilerinin dikkatlerini üzerine üzerine çekmeyi başarmıştı. Sentenced kendine özgü sert karanlık ve depresif sound'u ile çevresindeki diğer gruplardan kendisini kolayca ayırıyordu. Bu grupta özel bir şey vardı ve bu özel şey Finlandiya'nın bugünkü büyük firması spinefarm records tarafından farkedildi (Bugünkü büyük diyorum çünkü spinefarm o günlerde gerçekten küçük bir firmaydı). Yeni ve daha iyi bir firma ile daha iyi koşullarda çalışmaya başlayan grup ilk albümden hemen bir yıl sonra ikinci albüm için çalışmalara başladı.

Grup ikinci albümleri "North from Here" beste çalışmasını bitirir bitirmez 1993 yılında Tica-Tico Studio'a aldı soluğu. Sentenced uzunca bir süre bitmeyecek değişim sürecinin ilk adımını atmıştı o günlerde. Grup "North from Here" ile pure death metal yerine bugün Gothenburg sitili olarak bilinen daha teknik ve daha melodik bir müzik yapmaya başlamıştı. Aynı yıl Sentenced piyasaya bomba gibi düşecek bir çalışma yaptı ve bir Iron Madien klasiği olan The Trooper' koverlayıp bir MCD olarak piyasaya sürdü. Bu çalışma ayrıca spinefarm ile çıkardıkları son çalışmaydı.

Sentenced ilk iki albümü ve piyasaya sürdüğü diğer ürünlerle kendisine yer edinmeye başlamıştı. Hızla büyüyen bir grup değildi ama ilerliyorlardı. Sentenced kim olduğuna karar vermeye çalışıyordu ve bu kararı verdikten sonra gerçekten büyük bir patlama yapacaktı. Bunu ilk fark eden spinefarm records'du ikinci fark edende Century-Media olmuştu. Alman firma ile halen devam eden birliktelik işte bu günlerde başlamıştı (1994). Fakat o yıl grubun ciddi kimlik bunalımınında ilk kez hissedildiği zamandı. "Amok" işte bu bunalımın ürünüydü; sırtını hafifçe death metale dayıyan ama hüzünlü ve orta tempo şarkılardan oluşan albüm önceki çalışmalarında olduğu gibi Tica-Tico Studio'a kaydedildi. Bazı şeyler artık çok açıktı; Finlandiya'nın depresif adamları soğuk ve dokunaklı bir müzik yapmak istiyorlardı ama bunu nasıl yapacaklarından hala çok emin olamamışlarıdı. Her ne kadar firma için iyi bir yatırım olarak gözüken bu albüm (çıktığı yıl 1994'e 35.000 adet sattı) grup için kopacak tufandan önceki küçük fırtınaydı.

Tabii o günlerde Sentenced içinde de bazı fırtınalar kopmaktaydı. Grubun vokalisti ve bass gitaristi Taneli ile grup arasında bazı gerginlikler yaşanmaya başlamıştı. Taneli grubun büyümekte olduğunun farkındaydı ve bu büyümeden rahatsızlık duyuyordu. Grup tüm bu sorunları çözmek için stüdyoya tekrar girdi ve "Love & Death" (1995) adlı EP'yi kaydetti. Özellikle Billy Idol klasiği White Wedding'in başarılı coverı ile dikkatleri çeken çalışma grup içinde de suların durulmasını sağladı. Takii 1996 yılına kadar.

1996 yılında Taneli daha fazla dayanamayacağına karar verip gruptan ayrıldı. Yeni albüm çalışmalarının hızla devam ettiği sırada grup bu ayrılığın onları yavaşlatmasına izin vermedi ve vokallerde açılan boşluğu grubun halen vokallerini üstlenen Villa Laihiala doldurdu. Bu belkide grubun kariyeri boyunca verdiği en iyi karar oldu. Aynı yıl yeni vokalistle Woodhouse studios'ta kaydedilen albüm genel olarak rock-metal müzik basınından oldukça iyi eleştiriler aldı. Fakat Sentenced hala kendini tam olarak bulamamıştı. Birşeyler eksikti ve eksik olan şey ne anlaşılmıyordu. Grup elemanları bu eksikliği bulmak için ne yaptıları bilemiyorum. Üzülmeye, umutsuz olmaya ve soğukta yaşamaya devam ettiler galiba ve sonuçta tüm dünyada çıktıkları turneler ve verdikleri bir sürü konserden sonra 1998 yılında Sentenced kendini bulmayı başardı.

"Frozen" albümü grubun kendini bulduğu ve karakterinin oturduğu albümdür. Evet grup bu albümden sonrada değişmeye devam etti. Ama bu değişim bir kişilik arayışından daha çok, bir karakter gelişimiydi. Grup bu albümle ihtiyacı olan başarı ivmesini kazandı ve ardından çıkardıkları iki albümlede bu ivmeyi korudu. 2000 yılında grup bizleri "Crimson" ile şaşırttı. Sentenced bu albümde frozen'ı taklit etmek yerine biraz önce bahsettiğimiz karakter gelişimini yakalamak istedi. 2002 yılında da "The Cold White Light" ile bu gelişim bir kademe daha atlandı. Grup, 2005`te sıradaki The Funeral Album`ün son olacağını belirterek, bunun bir reklam olmadığını bir daha yeniden asla toplanmayacaklarını ifade etti. Son bir turneye çıkıp, birçok konser verip, bir de DVD çıkarma sözü vererek dağıldılar.

Web Sitesi : www.sentenced.org

sentenced

Sentenced , Finlandiya'nın önde gelen doom metal gruplarından biridir. Finlandiya'nın karanlık atmosferiyle birlikte tamamen karamsar ve duygusal içerikli bir müzik felsefesini benimseyen grubun geçmişi hakkında kısa bir yorum yapalım.
Sentenced 1989 yılının sonunda içleri kaynayan 4 genç tarafından Finlandiyanın kuzey kesiminde yer alan Oulu kentinde kuruldu.Bu dört genç vokalde ve bass gitarda Tanneli Jarva, gitarda Miika Tenkula ve Sami Lopakka, ve davulda Vesa Ranta'dan oluşmaktaydı. Kurulduğu ilk yıllarda oldukça sert müzik yapıyorlardı. Yaptıkları müziğe şu anda Göteborg stili deniyor. Yıllar geçtikçe Sentenced gelişmeye başladı ve bu gelişmeye paralel olarak demolar ve albümler arka arkaya geldi. İlk demoları olan "When Death Join Us"la birlikte oldukça başarılı bir iş çıkardılar. Bu demo kaydedilirken askerde olan bas gitarist ve vokalist Taneli Jarva yoktu. Vokalleri devralan Miika Tenkula'nın tarzı oldukça sertti ve tamamiyle karamsarlık hakimdi şarkı sözlerine, tema ise ölümdü. Bu gelişmelerden sonra bir albüm kayıt etmeye karar kılan grup yerel bir Fransız plak şirketiyle anlaşma imzaladı ve ilk albümleri olan "Shadows Of The Past"ı çıkarır. Bu albümün içeriği de Sentenced'in felsefesini yansıtmaktadır ve yine karamsar, duygusal ve serttir. Yıllar geçtikçe Sentenced daha da fazla ilerler ve müzikal birikimin vermiş olduğu güven ile albümlerini birer birer yayınlamaya devam eder. Yıl 1992 olduğunda ise Sentenced yerel bir firmayla anlaşma imzalar ve albümlerinde yerel kültüre yer vermeye başlar. Yeni albümün adı "North From Here" olarak belirlenir. Bu albümde karamsarlığı bir tarafa bırakıp , Finlandiya tarihinden bahsederler ve ortaçağı ele alırlar; ve bu Sentenced in yapmış olduğu en sert albüm olarak tarihe geçer. Aynı yıl bununlada yetinmeyen grup ünlü İngiliz Heavy Metal topluluğu Iron Maiden'in hit parçası The Trooper'ı kendilerine göre yorumlayarak bir kaç başka parçanın da içinde bulunduğu kısa bir albümü piyasaya sürer. Oldukça beğenilen bu albüm sayesinde Sentenced'in adını Avrupa'da duyulmaya başlar.
1994 yılına gelindiğinde grup artık bu işten para kazanmayı umuyordu ve tarzında iyice değişikliğe gitmeye başladı. Köken olarak sertliği koruyan grup şarkı sözlerinde daha agresif ,daha duygusal ve son derece içine kapanık bir tema işledi. Bu albümün adı "Amok" tu ve grubun adının tüm dünyada duyulmasını sağladı. Hayran kitlesi ilk önceleri biraz yadırgamış olsa da gerçekten olumlu tepkiler alındı. Yine boş durmayan grup 1994 yılının sonlarına doru bir kaç şarkıdan oluşan kaset yayınladı ve yine ingiliz rock gruplarının şarkılarını kendilerine göre yorumlamışlardı: Albümün adı ise "Love and Death" oldu. Evet, Sentenced için "dönüm noktası" denilecek bir yıldı 1996. Bu yıl grubun temel taşı Taneli Jarva kişisel sorunlarından dolayı gruptan ayrıldığını açıklayınca ilk önce duraklayan grup hiç vakit kaybetmeden konservatuar mezunu Ville Laihiala'yı gruba katarak oldukça büyük başarılar kazanacağının sinyallerini verdi. Bu albümden sonra ünlü alman plak şirketlerinden biriyle bir kaç albümlük anlaşma imzalayan grup artık sertlikten biraz da olsa taviz vermişti.Vokal olarak temiz vokali kullanıyorlardı artık ve brutal vokal yerini yavaş yavaş sertliğin yanında müzikal değeri de olan Ville'nin sesine bırakıyordu. Ville'nin eşşiz güzellikteki sesiyle yeni albümün kayıtlarına giren grup 1996 yılının sonbaharında "Down" isimli son derece başarılı bir albüm kayıt etti. Fanlar tarafından oldukça şaşkınlıkla karşılandı. Çünkü artık brutal vokal yerine melodik vokal vardı ve şarkı sözlerinde karamsarlık ön planda; aşk ,ölüm ,intihara götüren olaylar,umutsuzluk gibi daha farklı konular işleniyordu. Bu albüm o kadar beğenildi ki Amerika, Uzakdoğu ve tüm Avrupa'da konserler verirler. Grup birden bire metal dünyasında adını duyurmaya başlar. İki yıl ara verirler ve 98 yılının mayısında "Down" albümünün devamı niteliğinde ondan müzikal açıdan daha üstün bir albüm olan "Frozen"ı piyasaya sürerler. Bu albüm, Ville'nin vokal tarzının grup içindeki yerini tam olarak bulduğu ve Sentenced'ın soundunun da o ana kadarki en iyi haline ulaştığı albümdür. Tüm Avrupa'da bomba gibi patlar ama grup için her zaman müzik ön plandadır. Yine iki yıllık bir aradan sonra, 2000 yılının başında Sentenced altıncı şaheserini yayınlar. Albümün adı "Crimson"dur. Bu albüm Sentenced'ın müzikal açıdan gelmiş geçmiş en iyi albümü olarak nitelendirilebilir. Bu albümün kayıtları sırasında grup elemanlarının evlendikleri düşünülürse daha çok duygusal ve yine karamsar bir albüm olarak tanımlanabilir.
Grup, Crimson adı altında çıktığı Avrupa turnesinde ülkemize de uğramadan gitmedi ve istanbul'u salladı. Bizlere unutulmaz anlar yaşatan Sentenced daha sonra Crimson'a göre hiç de karanlık olmayan, hatta adında bile "ışık" sözü geçen The Cold White Light albümünü kaydetti. Bu albüm Finlandiya'da bir çok ödül alırken, Sentenced'ı Crimson albümündeki "Killing Me Killing You" ile tanıyan kesimin favorisi oldu. Ancak belirtmek gerekir ki, fanatikler açısından da kötü bir albüm olarak değerlendirilmemiştir.
Daha sonra 2005 yılının 4 şubatında, grubun web sitesinde Sami Lopakka'nın ağzından bir yazı görüldü: "The Funeral Statement". Kariyerinin en iyi günlerindeyken yok oluyordu Sentenced. O kadar çok üzerinde durmuştu ki ölümün; kendi isteğiyle, seve seve ölüyordu. O gün bilgisayar başındaki bir çok kişinin üzüntüden gözleri dolsa da, Sentenced veda albümü olan Funeral'i piyasaya sürdüğünde aynı kişilerin gözleri tekrar, bu sefer gururla doldu. Funeral öyle bir albümdü ki, Crimson'ın karamsarlığı ve Suicider'ın canlılığı içindeydi. Ville ve diğerleri söylemek istedikleri her şeyi söylemişler ve efsanenin asla bitmeyeceğini The End Of The Road parçasıyla ifade etmişlerdi:
"Coming apart, yet still not done, forever one..."
sentenced

metal - müzik hakkında bilgi

1) "Heavy Metal" kelimesi ilk olarak Steppenwolf'un 1968 tarihli 'Born To Be Wild" şarkısının sözlerinde kullanılmıştır.Grubun kendi adını taşıyan ilk albümünde bulunan bu şarkı efsanevi "Easy Rider" filminin soundtrack'inde yer alması sayesinde geniş kitlelere ulaştı.Daha sonra müzik tarzının adı oldu.

2) Heavy Metalcilerin saç uzatması, motosikletlere ilgi duyması, deri ceket giymesi kısmen Easy Rider filminin konu ettiğin kuralsız yaşamın bir uzantısıdır.Metalcilerin hayat felsefesi ve dış görünüşünde Easy Rider filminin etkisi büyüktür.

3) Heavy Metalin çıkış noktası İngiliz işçi sınıfıdır.Fabrika mesaileri bittiğinde eve gitmeden önce barlarda toplanan işçiler burada küçük yerel gruplar kurarak müzik yapmaya başlamışlardır.Çoğunluğun ağır sanayi işçisi olmasından dolayı çivili bileklik ve kemerler de bu kültürün ayrılmaz parçaları olmuştur.

4) Bilinen ilk Heavy Metal grunu çoğunluğu fabrika işçilerinden oluşan Black Sabbath'dır.Bazı kaynaklar Led Zeppelin'i ilk kabul etseler de, grubun soundunda bulundurduğu blues öğelerinden dolayı safkan Heavy Metal yaptıklarını söylemek yanlış olur.

5) Led Zeppelin'in 1971 tarihli 'Stairway To Heaven' şarkısı single olarak yayınlanmadan listelere girebilen tek şarkıdır.Ayrıca 9 dakikalık süresine rağmen Amerikan radyolarında tüm zamanların en çok çalınan şarkısıdır.

6) Led Zeppelin'in 22 milyonluk satışla tüm zamanların en çok satan 4. albümü kabuk edilen "IV" albümünün kapağında grup ve albüm ismi de dahil olmak üzere hiçbir yazı bulunmaz.

7) "Horned Hand" adıyla bilinen metalci selamı ilk kez Ronnie James Dio tarafından kullanılmıştır.İtalyanlar bu hareketi iyi şans getirmesi için yaparlar.Dio da İtalyan kökenlidir ve bu işareti büyükannesinden öğrenmiştir.

8 ) Dio (Tanrı) logosunu ters çevirip bakarsanız Devil (Şeytan) yazdığını görürsünüz.

9) Tüm zamanların en çok satan Heavy Metal albümü Avusturalyalı grup AC/DC'ye aittir.Grubun yeni vokalisti Brian Johnson ile kaydettiği ilk albüm olan 1980 tarihli "Back In Black" dünya çapında 50 milyon adet satılmıştır.

10) Black Sabbath kimliğimi en iyi yansıtan şarkılardan biri olan 'Paranoid' , grubun 1970 tarihli ilk albümünün en son yazılan şarkısıydı.Kısa bir şarkıya ihtiyaçları vardı ve stüdyo çalışmalarına ara verdikleri bir anda barda otururken 'Paranoid'in rifi Tony Iommi, sözleri ise basçı Geezer Butler tarafından yazıldı.Daha önce 'War Pigs' olması düşünülen albüm ismi de 'Paranoid' olarak değiştirildi.

11) Efsanevi grup Judas Priest'in adı Bob Dylan'ın 'The Ballad of Frankie Lee & Judas Priest' şarkısından gelmektedir.

12) Judas Priest şarkılarını kendilerine isim seçen gruplar: Running Wild, Sinner, Exciter, The Hellion, Tyrant, Invader, Steeler, Grinder ve Bloodstone.

13) Heavy Metal dünyasının en güçlü seslerinden Judas Priest vokalisti Rob Halford, 1973 yılında Judas Priest'e orjinal vokalist Alan Atkins'in yerine katıldı.Rob Halford gay'di ve maço tavırlı Heavy Metal arenasında bu durum tepki göreceğinden Halford'a gruba girerken gay olduğunu açıklamaması gerektiğine dair bir sözleşme imzalatıldı.Rob Halford gay olduğunu ancak Judas Priest'ten ayrılığ solo kariyerine yoğunlaştığı 1991 yılından sonra açıklayabildi.

14) Led Zeppelin rock dünyasının kurallarını yeniden yazmıştır.O zamanlarda grup ve organizatör konser hasılatları yarı yarıya paylaşırken, ilk olarak Led Zeppelin menajeri Peter Grant grubun payını %90'a yükseltmek istemiştir.İtirazlara karşı da "Ben size Led Zeppelin'e konser yapma şansını veriyorum.Bunun değeri yüzdeyle ölçülür mü?" demiştir.Tüm organizatörler bu şartlarda grupla çalışmaya devam ederler.Oysa bu olayın yıllar öncesinde Rolling Stones konserlerden %60 pay istemiş ve teklif kimse tarafından kabul görmemiştir.

15) 24 Eylül 1980 tarihinde Led Zeppelin davulcusu John Bonham aşırı alkolden tüm gece kustu ve sabaha karşı kusmuğunda boğularak öldü.4 Aralık 1980 tarihinde kalan Led Zeppelin üyeleri Jonh Bonham'sız Led Zeppelin olamayacağını deklare ederek grubun dağıldığını açıkladılar.Jimmy Page 3 yıl boyunca eline gitar almadı.Bonham öldüğünde 31 yaşındaydı.

16) Ozzy Osbourne, 1981 yılında solo kariyerinin ilk albümü "Blizzard of Ozz" için düzenlenen basın toplantısında canlı güvercinin kafasını dişleriyle koparttı.Bunun üzerine plak firması CBS'in binasına girmesi yasaklandı.

17) Kiss'in maskelerini çıkarttığı sanılarak kapışılan 1980 tarihli "Unmasked" albümü aslen gene maskeli bir albümdür.Çizgi roman şeklinde çizilen kapağın son karesi içeridedir ve satın almadan görülemez.Son karede maskelerinin altından gene maske çıkar.Bu albümde kapakta baterist Peter Criss'in görülmesine rağmen, session davulcusu Anton Fig çalmaktadır.Albüm öncesi gruptan ayrılan Peter Criss'in yerine turneden itibaren Eric Carr gelir.Grubun maskelerini çıkarttığı albüm "Lick It Up" olur.

18 ) Iron Maiden ilk albümünü yayınlamadan önce bir süre grupta davul çalan maskeli adam Thunderstick, 1979 yılında bir başka NWOBHM grubu olan Samson'a geçti.Thunstick Iron Maiden'de çalarken provalarda daha sonra "Killers" albümünün açılışında yer alacak olan 'Ides Of March' şarkısı da çalınmaktaydı.Thunderstick bu şarkıyı kendi bestesiymiş gibi Samon'un lideri gitarist Paul Samson'a sundu ve Samson "Head On" albümünde bu parçayı 'Thunderburst' adıyla yayınladı.O sıralar Samson grubunun vokalistliğini de daha sonra Iron Maiden'a geçecek olan Bruce Dickinson yapmaktaydı.Müzikseverler ismi ve bestecisi farklı aynı şarkıyı farklı grupların albümlerinde duyunca bir hayli şaşırdılar.

19) Radyolar ve TV'ler Heavy Metale kapalı iken dinleyicilere ulaşmanın en iyi yolu farklı ve akılda kalıcı imajlar yaratmaktı.Iron Maiden'in albüm kapağı ve tişört tasarımları için Derek Riggs tarafından yaratılan maskotu Eddie, ilk iki Maiden albümünde normal boyutlardaydı.Ayrıca çiziminin ilk hali İngiltere'de yaşayan punk çılgınlığıyla alakalı olan kırmızı saçlıydı.Daha sonra bir ceset halini aldı ve "Number Of The Beast" albümüyle bir dev halini aldı.

20) Heavy Metal dünyasının en iyi konser albümlerinden biri Motörhead tarafından yapılmıştır.1981 yılında piyasaya çıkan "No Sleep'Til Hammersmith" albümü 23 Mart 1981 tarihinde Leeds şehrindeki Quenns Hall'da kaydedilmiştir.

21) Guiness Rekorlar kitabına "Dünyanın En Gürültülü Grubu" olarak geöen ilk isim Deep Purple'dır.Daha sonra bu rekor Motörhead tarafından egale edilmiş, en son olarak ise Manowar bu ünvanın sahibi olmuştur (Hannover, Almanya konserinde 129,5 desibel).

22) New York'lu grup Manowar, 1982 tarihli ilk albümü "Battle Hymns"i Liberty Records etiketiyle çıkardı.Grup aynı yılın sonunda sonraki albümleri için Music For Nations'ın alt firması Megaforce ile anlaşma imzaladı."Intı The Glory Ride" albümü öncesi yapılan bu sözleşmeyi grup elemanları kendi kanlarıyla imzaladılar.

23) 1982 yılında Quiet Riot ile "Diary Of A Madman" turnesine çıkan Ozzy'e lowa konserinde yarasa fırlatıldı.Yarasayı plastik sanan Ozzy, yarasanın kafasını dişleriyle koparttı.Yarasanın gerçek olduğu anlaşılınca Ozzy kuduz tehlikesine karşın hastahaneye kaldırıldı.Onu ilk ziyaret eden de o zaman menajeri, sonra da karısı olan Sharon Arden oldu.

24) Metallica'nın 1983 tarihli ilk albümünün ilk adı "Metal Up Your Ass.Easter's Cancelled: The Body's Been Found"du.Ancak dağıtım firmalarının karşı çıkması üzerine albümün ilk adı "Kill'Em All" olarak değiştirildi.

25) Metallica'nın ilk kadrosuyla yer alan gitaristi Dave Mustaine, Metallica'dan kovulunca Megadeth grubunu kurdu.Megadeth'in ilk kadrosuyla bir dönem Slayer gitaristi Kerry King de bulundu.

26) Bİlinen ilk thrash metal grubu Exodus'tur.Ancak Metallica ilk albümünü Exodus'tan daha önce yayınladığı için kayıtlara geöen ilk thrash metal albümü Metallica olur.

27) Yönetmen Rob Reiner tarafından çekilen, 1984 yılında "This is Spinal Tap" adıyla piyasya sürülen film, '80'li yıllarda hard rock ve heavy metal dünyasında yaşanan tüm klişelerle dalga geçen, Spinal Tap grubunu anlatan bir yapımdı.Filmi pazarlayanlar bunun bir belgesel olduğunu ve Spinal Tap adlı büyük bir grubu konu ettiğini söyleyerek böyle bir grubun varlığını herkesi inandırdılar.Oysa bu filmi başarıyla pazarlamak işçin yapılan bir oyundu.Malesef hala Spinal Tap'in gerçekte varolduğunu sananlar da var.

28 ) W.A.S.P isminin açılımı çeşitli söylentilere neden olduysa da Blackie Lawless tarafından yapılan resmi açıklama "We Are Sexual Perverts" şeklindedir.

29) '80'li yılların başında başkan Ronald Reagan'ın karısı Nancy Reagan tarafından kurulan PMRC (Parents Music Resource Center) genöleri zararlı şarkı sözü, albüm kapağı ve benzeri şeylerden korumak için kuruldu.Bu örgütün çıkarttığı yasa yüzünden pek çok şarkının radyo ve TV'lerde çalınması yasaklandı.Frank Zappa da PMRC tarafından dava edilen isimlerden biriydi.Mahkemede "Kötü yasa çıkaranlar, kötü şarkı sözü yazanlardan daha tehlikelidir" dedi.

30) İngiliz grup Def Leppard "Hysteria" albümünün kayıtlarına girmeden önce grubun bateristi Rick Allen trafik kazası geçirdi ve sol kolunu kaybetti.Grup yeni bir davulcu almak yerine Allen'in çalabileceği özel bir davul tasarladı.Rİck Allen'in tek kolla ve özel bir davulla çaldığı 1987 tarihli bu albüm grup tarihinin en çok satan albümü oldu.

31) "Hysteria" albümünün prodüktörü Mutt Lange, "Hysteria" albümü öncesinde etrafındakilere "Michael Jackson 'thriller' albümünde 7 hit çıkartabiliyorsa, bir rock grubu da çıkartabilmeli" demişti.Gerçekten de "Hysteria" iki yıl içinde listelerin ilk 10'una tam 7 hit yolladı.

32) Rock dünyasının en ayrıcalıklı gitaristlerinden Eddie Van Halen tapping tekniğinin mimarıdır.Gitarist her iki elini de gitarın klavyesi üzerinde kullanır.Bu teknik grubun 'eruption' şarkısında rahatlıkla fark edebilir.

33) "Black Metal" terimi ilk kez İngiliz grup Venom'un 1982 tarihli albümüne adını veren şarkının adı olarak kullanıldı.

34) "Death Metal" terimi ilk kez 1985 yılında Amerikalı grup Possesed'in "Seven Churches" albümünde şarkı adı olarak kullanıldı.

35) Slayer'in 1986 tarihli "Reign In Blood" albümü tüm zamanların en iyi thrash albümü kabul edilir.

36) 22 Aralık 1987'de Mötley Crüe basçısı Nikki Sixx "bir süre için" öldü.Bir otel odasında Guns N'Roses'tan Slash ve Steven Adler ile takılan Sixx aynı gün içinde eroin, kekain, valium ve bir şişe Jack Daniels aldı, bir süre sonra komaya girdi ve kalbi durdu.Hemen ambulans çağrıldı ve ilk müdahele olarak Nikki Sixx'in kalbine hem elektro çok, hem de adrenalin dolu iğne yapıldı.2 dakika öü kalan Sixx, şoklar ve iğne sonucunda dirildi ve kustu.Bu olaydan sonra tüm mötley Crüe elemanları ağır uyuşturucular kullanmayı bıraktıları.

37) ABD hükümeti Mötley Crüe'ya gençleri uyuşturucudan uzak tutan demeçler vermekeri karşılığında NASA taradından yapılmış kendi ekseni etrafında dönen bir davul hediye etti.Bu davul ilk kez "Girls, Girls, Girls" albümünün turnesinde kullanıldı.

38 ) Whitesnake'nin 1987 tarihli "Whitesnake" albümünde çalan müzisyen kadrosu ile turneye çıkan müzisyen kadrosu farklıdır.Gitarist John Sykes, bas gitarist Neil Murray, baterist Aynsley Dunbay ve session gitarist Adrian Vandenberg'den oluşan albüm kadrosu turnede ve kliplerde gitarist Vivian Campbell, bas gitarist Rudy Sarzo, baterist Tommy Aldridge ve kalıcı gitarist Adrian Vandenberg şeklinde değişti.Grupte sabit kalan tek eleman Deep Purple vokalisti David Coverdale olmuştur.

39) Jim Carrey'nin "Ace Ventura" filmindeki bir bar sahnesinde, Cannibal Corpse'u 'Hammer Smashed Face' şarkısını çalarken görülüyor.

40) Slayer'in 1998 tarihli albümünün adı olan "Diabolus In Musica" Latince müzikal bir terimdir.Ortaçağda 3 tondan oluşan aranın (tritone) şeytani bir tınıya sahip olduğu düşünülürdü ve buna "Diabolus In Musica" denirdi.Tritone, barok müzik ve heavy metalde sık kullanılan bir kalıptır.

41) Dünyanın en hızlı gitaristi İsveçli Yngwie J. Malmsteen'dir.Tüm notaları tam ve doğru basarak onun hızına çıkabilen yoktur.

42) Adını Venom'un 'Mayhem with Mercy' şarkısından alan Norveçli black metal grubu Mayhem'in vokalisti Dead 12 Nİsan 1991'de tüfekle intihar etti.Euronymous, Dead'in parçalanmış beyninin fotoğrafını çekti.Bu fotoğraf bootleg albüm "Dawn of the Blackhearts"ın kapağında kullanıldı.10 Ağustos 1993 tarihinde ise grubun gitaristi Euronymous, Burzum'dan Varg Vikernes tarafından defalarca bıçaklanarak öldüldü.

43) Amerika'nın köklü thrash gruplarından Pantera'nın ilk albümü çoğunluk 1990 tarihli "Cowboys From Hell" sanır.Oysa grubun bu albümlerden önce glam metal yaptığı dört albümlük bir geçmişi vardır."Metal Magic" (1983), "Projects In The Jungle" (1984), ve "I Am The Nİght" (1985) vokalist Terry Glaze ile kaydedilen albümlerdir.1988 tarihli "Power Metal" albümü ise vokalist olarak Phil Anselmo'nun gruba dahil olduğu albümdür ve grubun glam metal tarzındaki son albümü olur.Pantera bu dört albümü web sitesinde "Panterrible" başlığı altında anmaktadır.

44) Amerikalı grup Warrant 1992 yılında "Dog Eat Dog" albümünü çıkarttı.1 yıl sonra "Dog Eat Dog" grubu gereksiz bir alınganlıkla "Warrant" adında bir EP yayınlayarak Warrant'a cevap vermiş oldu.

45) '80'ki yılların ortasında Almanya'dan enteresan bir grup çıktı: Mekong Delta.Başka gruplarda çaldıkları ve her birinin plak firmalarıyla bağlayıcı kontratları olduğu için isimlerini açıklayamayan, poz ve konser veremeyen bu grubun 1987'de "Mekong Delta" albümü ile başlayan müzikal serüveni tam 10 yıl sürdü.1990 yılında "Dances Of Death" albümü ile grup elemanlarının kimlikleri de açıklandı. O güne dek grupta çalan isimler arasında Peavey (Rage), Jörg Michael (Running Wild, Stratovarius, Grave Digger, Rage, Saxon), Peter Haas (Krokus, Poltergeist), Frank Fricke (living Death), Reiner Kelch (Living Death) ve Uli Kusch (Helloween, Masterplan, Gamma Ray, Holy Moses, Sinner) gibi tanınmış isimler vardı.

46) '70'li yılların ortasında Led Zeppelin'le tura çıkan Rolling Stones muhabiri Cameron Crowe, bu turnede yaşadıklarının bir kısmını senaryosunu yazıp yönetmenlik yaptığı "Almost Famous" filminde kullanıldı.

47) Judas Priest vokalisti Rob Halford'un gruptan ayrılması, ardından gay olduğunu açıklaması ve büyük Judas Priest fanı Tim Owens'in gruba girmesi film yapımcılarına ilham verdi ve 2000 yılında "Metal God" isimli filmin çekimlerine başlandı.Başrollerini Mark Wahlberg ve Jennifer Aniston'un paylaştığı filme karşı Judas Priest dava açacağını açıkladı ve bunun üzerine filmin adı "Rockstar" olarka değiştirildi, senaryoda bazı oynamalar yapıldı.Filmde Judas Priest'i andıran hayali grubun adı Steel Dragon.Üyeleri de şu şekilde: vokalde Jeff Scott Soto (Yngwie Malmsteens's Rising Force) ve Mike Matijevic (Steelheart), gitarlarda Zakk Wylde (Osbourne, Black Label Society) ve Nick Cantonese (Black Label Society), bas gitarda Jeff Pilson (Dokken, Dio) ve davulda Jason Bonham.

48 ) Finlandiyalı grup Children Of Bolod'un isminin hikayesi bir hayli ilginç.4 Haziran 1960 yılında iki erkek (Seppo ve Nils), iki kız (Maili ve Anja) Bodom gölünün yanında kamp yapmaya giderler.Bir sabah 3 ölü bulunur.Nils ise sağ kalandır.Üç genç bıçaklanarak öldürülmüştür.Polis 70'i şüpheli olan 3000 kişiyi sorgular ama katil bulunamaz.2004 yılında polis Nils'i cinayetten tutuklar ancak iki ay sonra delil yetersizliğinden bırakmak zorunda kalır.Bu cinayetler Finlandiya tarihinin en karanlık olayı olarak anılır.Alexi Laiho, ölen çocukların aileleriyle komşu olan bir ailenin çocuğudur.Küçüklüğünden beri bu hikayeyi duyduğu için grup kurduğunda adını Children Of Bodom koyar.Alexi, hala katilin Nils olduğuna inanmaktadır.

49) 8 Aralık 2004 tarihi metalciler için kara gün olarak kabul edilmekte.O tarihte eski Pantera üyesi Dimabag Darrell'in kardeşi baterist Vinnie Paul ile yer aldığı Damageplan grubu turne halinde Ohio Alrosa Villa Bar'da konser vermekteydi.Grup ilk şarkısına girdiğinde seyircilerin heyecanı en üst noktadaydı.Ancak az sonra yaşanacak olanlar müzik tarihinin şanlı sayfalarının arasında kanlı sayfalar olarak yer alacak derecede trajikti.Konsere seyirci olarak katılan 25 yaşındaki Nathan gale ilk şarkının yarısında sahneye fırladı ve gitarist Dimebag Darrell'e yaklaşarak sert tonda bir şeyler söyledi.herkes onu heyecanlı bir fan sanırken, o silahını çıkarığ Darrel'e 16 el ateş ederek öldürdü.Kaçışan insanlara da ateş açan Nathan Gale 3 kişiyi daha öldürdü ve polis tarafından da ancak vurulup öldürülerek durdurulabildi.Dimebaf ise en sevdiği grubun; Kiss'in tabutuna konularak gömüldü.



BLACK METAL


Soğuk savaş döneminden başlaması ile batıda insan moralini milletler geçmişlerini överek, tarihte yaptıkları kahramanlıkları sık sık anımsatarak kişilerin milliyetçilik duygularını ön planda tutarak politikalarına alet etmişlerdir. Death Metal'in ritm ve alt yapı olarak tıkanmaya başladığı dönemde black metal daha fazla müziksel tekniğin üstüne yönelmiş ve ağırlıklarını şarkı sözlerine özenmeye vermişlerdir. Uzun kaliteli gitar sololarının üzerine gotik klavye tonları kullanmışlar bunu şarkının sözlerindeki duyguya göre normal vokal yada çığlık vokal veyahut sert brutal vokal ile süslemişlerdir. Zaman zaman bir koro arka alanda yer almıştur.

Black MetaL
Black Metal müzik türü, aslında temel olarak uzun yıllardan beri bilinmekteydir, fakat bir ismi yoktu..
Celtic Frost ve Bathory grupları, bu müzik türünün ilk örneklerini çıkarmışlardı.Death Metal'in klasik gitar, bas gitar, bateri üçlüsüne karşın daha fazla yan enstrüman kullanarak armoni zenginliği yaratıp müziklerinde daha melankolik ve mistik bir hava vermişlerdi.

Dinleyicilerin oldukça ilgisini çekmesinin üzerine ilerleyen yıllarda Darkthrone, Immortal, Emperor, Burzum, Enslaved, Havahej, Gorgoroth, Graveland gibi gruplar bu misyonu yüklenip müziklerini daha da sertleştirip daha satanik, vampirik ve mistik ögeler kullanmaya başladılar. Özellikle 1991-1994 yılları arasında İskandinavya black metal konusunda nerede ise dünya black metal müziğinin merkezi haline geldi. Emperor, Burzum, Darkthrone ve Mayhem gibi gruplar ön plana çıkıp Death Metal sertliğindeki müziklerini klavye ile süsleyip vokallerinde daha fazla çok seslilik yarattılar. Death Metal'daki klasik brutal vokal olarak bilinen sert yırtıcı vokalin yanında çığlık vokaller ve zaman zaman normal vokal koroları ile süslediler.


Sanatsal olarak Black metal Death-Metal'den tamamı ile farklı türlerde şarkı sözleri kullanıyorlardı.Şarkı sözleri genellikle kötülük, şeytan ve büyü sanatları ile ilgiliydi. Hatta ileriye gidip "kara büyü" ve "voodoo" büyülerini şarkı sözlerinde kullanmaya başladılar.Şarkı sözlerindeki bu yeni yönlenme bir süre sonra bazı gruplar tarafından daha da değişikliğe uğratılıp, biraz romantik ve doğaüstü olaylara yöneldiler. Senfonik Black Metal türünün doğuşu bu süreçte başlar. Bu tarzda hayatın içindeki stres ve koşturmacaların, paranın, gücün herşeyin gelip geçici olduğu insanların tek gerçeği (" tek gerçek ölüm ") kabullenmesi gerektiği konseptini kullanmaya başladılar.

Bununla beraber Emperor'un öncülüğünü yaptığı gruplar mistik büyü konularını epik bir şekilde kullanmaya başladı. "I am The Black Wizard, My Journey To The Stars" gibi şarkıları bu türün en güzel örneklerindendir.Epik içerikli mistik şarkı sözlerini, klavye destekli bir müzik ile süsleyip kendilerine ait bir tarz edindiler.Black metalin sert ve keskin ritmleri ile klasik müziğin o melankolik havasını değişik bir harmoni içinde kullandılar ve haklı olarak Black Metal dünyasında ayrı bir yer edindiler.

Gazete ve televizyonlarda okudukları magazinsel haberleri kulak ardı edip, saçma sapan politik kavgalar, ekonomik sorunlar, dinsel tartışmalardan uzak kalarak müziklerini tamamı ile pagan bir hava içinde yapmaya özen gösteren Black Metal grupları, özellikle tek tanrılı dinleri karşılarına almışlardır. Genelde şarkılarını bir konsept içinde albüm haline getirip piyasaya sürmüşlerdir. Örneğin, Enthroned'un bir albümündeki hikaye şöyledir.



"Ortaçağ döneminde yaşayan bir adam, rüyasında eğer haçlı sefer ordusuna katılırsa çok zengin olacağını görür ve sefere katılır. Haçlı ordularının yağma, tecavüz gibi dönemlerini anlatan albümün sonunda kişi 5 kuruş parasız evine döndüğünde karısı ve çocuğunun vebadan öldüğünü görür tanrı'ya isyan eder ve kendisini şeytana adar."
Bu albümün sözlerini ayrıntılı okuduğumda tarihsel içeriklerin birebir doğru olduğunu gördüm. Oldukça destansı bir dilde anlatılmış olan bu albümün sözleri beni oldukça etkilemişti. Ölüm, acı, hırs gibi konuları içeren herhangi bir ideolojik mesaj verme kaygısı taşımayan bir tarz olarak başlayan Black Metali malesef bazı gruplar satanizm, paganizm ve okültizm adı altında kullanıp para kazanma trendine girdiler.





Dani Filth'in öncülüğünü yaptığı İngiliz black metal grubu "Cradle Of Filth" buna en güzel örnektir. Şarkı konseptlerini çok geniş tutarak, vampirizmden paganizme satanizmden okültizme kadar konuları kullanmış ve çok başarılı bir tanıtım ağı ile t-shirt ve benzeri C.O.F malzemelerinin satışından senelik $160 milyon gibi büyük rakamlara ulaşmışlardır. MTV, Cradle Of Filth için bir belgesel çekmiştir. 4 bölümden oluşan bu belgeseli seyredenler Dani'nin şirin
görünmek adına ne tür taklalar attığının farkına varmışlardır. Müziksel olarak takdir ettiğim ama kendilerinin söylemlerine ( "Black Metal Dünyasının Kralı" ) katılmadığımı da ifade etmek isterim. Black Metal dünyasında bir Dark Funeral, Emperor, Burzum, Dark Throne'un kattıklarını kimse yadsıyamaz..

Zaman ilerledikça black metalin alt dallarıda çoğalmaya başladı. Total Black Metal, War Black Metal, Odium Black Metal, Occult Black Metal, Neo Black Metal gibi türler ortaya çıktı. Bunların içinde Neo Black Metali irdelemek gerekir. Daha çok faşist duygularla müzik yapan ve kendi ülkelerini göklere çıkarırken, diğer ülkeleri aşağılayan ilginç bir türdür. Bunun en güzel örneği Finlandiyalı grup Impaled Nazare'dir .
"Suomi, Finland, Perkele" onların sloganları idi. Burada "Suomi" fince Finlandiya demek. "Perkele" ise eski dönem Fin devlet uygarlığıdır. Yani benzer bir örnekle "Türkiye, Turkey, Göktürk " şeklinde ifade edebiliriz. Daha sonra Impaled Nazare istediğini bulamayınca türünü değiştirip Cyber Punk Industrial Metal şeklinde acaip bir müzik yapmaya başladılar. Bu sırada Norveçte N.S.B.M yani National Socialist Black Metal doğdu. Nazizim yanlısı bu Neo Sosyalist gruplar, şarkı sözlerinde genellikle Adolf Hitler, Ted Kaczynski ve Pentti Linkola konu olarak yer aldı.Burada Şeytan ve Hitler'i özdeştirip ilginç bir tür yarattıklarını ve her ikisininde aynı amaca hizmet ettiğini söylediklerini ifade etmek sizi şaşırtacaktır eminim..


Death Metal ve Thrash Metal'in tamamı ile duraklamaya geçtiği dönemde iyice güçlenen Black Metal'in en önemli alt dallarından birisi de Senfonik Black Metaldir. Melankolik şarkı sözlerini keman, klavye, yan flüt gibi pek çok enstrüman ile süsleyen bir metal operası yapan bu türün en önemli öncüleri Dimmu Borgir, Cradle Of Filth ve Dark Funeral'dir. Değişik tarzlarda şarkı sözü kullanmalarına karşın müzikal altyapıları birbirinden farklıdır. Cradle Of Filth erotizm ve vampirizm ağırlıklı şarkı sözü kullanırken Dark Funeral tam manası ile satanist şarkı sözleri yapmıştır.[Bir albüm ismi "Teach Children To Workship Satan" yani çocuklarınıza şeytana tapmasını öğretin]...


Black Metal'i bir başka farklı yapan durum ise genellikle grup üyelerinin yüzlerine makyaj yapmalarıdır. En yaygın olanı bembeyaz boyanan suratın üzerine siyah yada kırmızı, gözlerden, dudaklardan akan kan izi yapılması, dudakların ve tırnakların siyaha boyanmasıdır.Bunun yanında sahnede dekoratif araçlarda kullanıyorlardı. Balta ve kılıç en çok görülen malzemelerdi. Sahnenin kenarlarına konan tabutlar, büyük gothik şamdanlıklar, üzerine pentagram çizilmiş sahne zeminleri gibi . Sahne ışıklandırmasına ve görsel şovlara çok önem verilirdi. Genelde karanlık sahne üzerine vuran flaşör dediğimiz flash ile sahnenin aydınlatılması yada kırmızı bir ışık kullanılması, sahnede sis kullanılması, kollarda ve botların üzerinde çivili bileklikler kullanılması. Bu gibi pek çok görsel şov kullanılırdı. Meraklılarına Dimmu Borgir'in Spellbound şarkısının Dynamo festivalinde çekilmiş kliplerini bulup seyretmelerini öneririm. Ne kadar güzel görsel şov yapıldığının en güzel örneklerinden biridir bu klip...

1970'lerde Celtic Frost ve Bathory ile başlayan günümüze kadar devam eden black metal müziğinde şarkı sözleri, sahne şovları ve yan enstrümanların bol miktarda kullanılması ile zengin bir içeriğe sahip olmuş zaman zaman gruplar tarafından Satanizm amaçlı kullanılmıştır. Acheron grubunun vokalisti Vincent Crowley aynı zamanda Church Of Satan'ın ("Şeytanın Kilisesi") baş rahibidir. Müziklerini, dinlerini yayma amaçlı kullanmışlardır. Günümüzdeki hala gücünü koruyan black metal, heavy-metal müzik türlerinin içinde en marjinal olanıdır ve aynı zamanda en fazla alt dala, çok renge sahip olanıdır.
Not: Alıntıdır


Arkadaşlar en uygun başlığın burası olacağını düşündüm. Rahatsızlık vermek istemem ama hoşuma gitti bu yazılar ve paylaşma gereği duydum


Saygılarımla
metal müzik

Sentenced - Blood and Tears (türkçe çeviri)

What is it that we're struggling for?
I don't quite see it anymore
Life kicks us in the teeth
Yet something makes us crawl back for more...

Blood and tears upon the altars of our lives we shed
Blood and tears until the sweet release we share in death
Hours like days, weeks feel like years
Decades of Tears
Yet somehow...

We'll lose the things we're fighted for
Each rise is followed by a fall
We'll lose the ones we love, the ones we most adore
Yet go on...We go on

Blood and tears upon the altars of our lives we shed
Blood and tears until the sweet release we share in death
Hours like days, weeks feel like years
Decades of Tears
Yet somehow everything seems so worthwhile
For a moment...for a moment...

What is it that we're waiting for?
Looking forward to, preparing for?
Like kicks us in the teeth
Yet something makes us crawl back for more...

Blood and tears upon the altars of our lives we shed
Blood and tears until the sweet release we share in death
Hours like days, weeks feel like years
Decades of Tears
Yet somehow
Blood and tears upon the altars of our lives we shed
Blood and tears until the sweet release we share in death
Hours like days, weeks feel like years
Decades of Tears
Yet somehow everything seems so worthwhile
For a moment everything seems so worthwhile
For a moment...for a moment...

--------------------------------------------------------


Uğruna çabaladığımız nedir..
Fazla birşey göremiyorum..
Hayat dişlerinin arasında bize tekme atıyor
Ve birşey bizi dahada geriye doğru süründürüyor

Akıttığımız hayatlarımızın mihrapları üzerine kan ve gözyaşı
Ölümde paylaştığımız serbest bırakılışa kadar kan ve gözyaşı
Günler saatler gibi,haftalar ,yıllar gibi hissediliyor
Gözyaşlarının batışı
Nasılsa şu anda

Uğruna savaştıklarımızı kaybediyoruz
Her yükseliş bir düşüşle sonuçlanıyor
Sevdiklerimzi kaybediyoruz,en çok değer verdiklerimizi
Hala devam ediyor..devam ediyoruz


Yinede herşey değer gibi görünüyor
Bir an için...bir an için

Ne için bekliyoruz
Ne için hazırlanmayı bekliyoruz
Dişler arasında tekmelenmek için mi
Henüz birşey bizi dahada geriye süründürüyor

Akıttığımız hayatlarımızın mihrapları üzerine kan ve gözyaşı
Ölümde paylaştığımız serbest bırakılışa kadar kan ve gözyaşı
Günler saatler gibi,haftalar ,yıllar gibi hissediliyor
Gözyaşlarının batışı
Nasılsa şu anda

Yine de bir şekilde herşey değer gibi görünüyor
Bir anlık..bir anlık..
sentenced